James Hutton | Modern jeolojinin kuruluş hikayesi

James Hutton

Bilim insanı James Hutton hakkında konuşalım. Artık tarihçiler bu iddiada bulunmasa da, jeologlar halen yaygın bir şekilde James Hutton'ın jeolojinin esas ve en etkili babası ya da kurucusu olduğuna inanır. Ayrıca yerküre teorisinin modern bilimin temeli olduğu iddialarını savunurlar ancak hem ironi hem de paradoks barındırır. Sonraki nesillere bıraktığı engin mirası, kendisinin yerküreye dair en önemli hususlar olarak gördüğü şeylerden hayli farklıdır.

James Hutton kimdir?

James Hutton
James Hutton (1726-1797)

James Hutton Edinburgh'da yaşayan bir tüccarın oğluydu. Gençliğinde hekimlik kariyeri için önce Edinburgh'daki üniversitede, sonra yerbilimlerinin merkezi Paris'te ve tıp diplomasını aldığı Leiden'de eğitim gördü. Sonraki çalışmaları göz önüne alındığında, uzmanlık tezinin süreklilik gösteren doğal bir sistem olan kan dolaşımı üzerine olması dikkate değerdir. İskoçya'ya döndüğünde kimyaya yönelik ilgisi daha da artmış durumdaydı ve bir arkadaşıyla beraber sanayide kullanılmak üzere amonyum klorür üreten bir fabrika kurdu. Daha sonra Edinburgh yakınlarında birkaç çiftlik satın aldı ve tarımsal uygulamaları geliştirme hareketine yoğun bir şekilde katıldı. Bu etkinlikler ona Edinburgh'da benzeri entelektüel ilgiye sahip erkeklerle iletişim içinde rahat bir bekar hayatı sürdürmek için yeterli gelir sundu.

Hutton pek çok açıdan tipik bir Aydınlanma felsefecisiydi ve David Hume, Adam Smith ve diğer ünlü Edinburgh aydınlarının arkadaşıydı. En iddialı basılı çalışması bilgi felsefesinin temellerine dair 1794 tarihli kapsamlı Principles of Knowledge (Bilginin İlkeleri) adlı eseridir. Daha sonra (ve halen) tanınmasını sağlayan 1795 tarihli Theory of the Earth (Yerküre Teorisi) geniş yelpazeli felsefesini gösterme niyeti taşır; aynı niyetle, fizik ve kimya konularında da yayınlar yapmış, ölümünden sonra arkasında Principles of Agriculture (Tarımın İlkeleri) adlı büyük çalışmasının el yazmalarını bırakmıştır.

İLGİLİ:  Güneş'in özellikleri, oluşumu, yapısı, yüzeyi ve atmosferi

Pek çok Aydınlanma düşünürü ile benzer şekilde, Hutton'ın doğal dünya kavramına göre yerküre akıllı ve amaca uygun bir tasarımdı: Uzak ve gayri şahsi bir tanrı tarafından tasarlanmıştı. Onu incelemeye ve takdir etmeye yetkin tek varlığın, zeki insanların hayatını devam ettirme amacına uygundu. Doğaya bu "ilahi" yaklaşım zımnen karşı çıktığı ve kültürel olarak egemen olan Hristiyan ilahiyatı kadar dini nitelik taşımaktaydı.

Çığır açan teori

James Hutton / Theory of the Earth / 1795
Hutton'ın 1795 tarihli Theory of the Earth adlı kitabında yer alan Edinburgh çevresindeki kaya katmanlarında bulunan "demir taş kaya çatlakları" çizimleri.

Yerkürenin, tüm bileşenlerin dinamik bir denge sürdürmek için etkileştiği bir "sistem" olarak tasarlandığı görüşünün temelinde –Güneş'in etrafında hiç durmadan dönen gezegenleriyle "güneş sistemi" gibi– Hutton'ın yaradancılığı vardır. Başka bir analojisinde ise, Dünya'yı bir buhar motoru gibi düşündü. Sadece bu tarz kararlı ve güvenli sistemler Dünya'nın insanlar için sürekli yaşanabilir kalmasını emniyete alabilirdi. Hutton'ın Edinburgh yakınlarındaki çiftliklerindeki deneyimi onu –insan hayatının bitki ve hayvan yaşamı aracılığıyla bütünüyle bağımlı olduğu– toprağın sürekli suyla sürüklenip giderek ziyan olan bir kıymet olduğu inancına götürmüştü. Alttaki kayaların sürekli çözülmesiyle devamlılığı sağlanabilirdi, ama bunlar da sonunda denize sürüklenecekti.

Böylece uzun dönemde kıtalar aşınıyordu, eğer bir şekilde yenilmezlerse sonunda kara parçası kalmayacaktı. Hutton tasarlanmış Dünya sistemindeki bu bariz kusuru karadan aşınma ve sürüklenme ile gelerek deniz tabanına çökelen maddenin burada daha sonra yeni kıtalar meydana getirmek üzere yükselecek yeni kayalara dönüştüğü tahminiyle çözdü. Bu geniş bir süreçler döngüsünü tamamlayacak ve karanın insanın hayatını sürdürmek için hep mevcut olmasını temin edecekti.

James Hutton 1785 yılında teorisini ilk kez alenen açıklandığında, benzeri ilgilere sahip diğerlerinin zaten çok iyi bildiği kanıtlarla destekledi, ancak bu kanıtları farklı yorumluyordu. Sonsuz değişim döngüsünün itici kuvveti yeraltı ısısının muazzam gücüyle kayaların sertleştiğini, yeni kıtaların yükseldiğini ileri sürüyordu. Bunlara dair belirtileri neredeyse kapısının önündeki kayalarda buluyor, bunları yoğun ısının ürünü diye yorumluyordu. Daha sonra İskoçya çevresine yolculuklar yaparak Dünya'nın iç ısısının okyanus tabanından yeni kıtalar yükseltebilen muazzam gücüne dair kanıtlar aradı.

İLGİLİ:  Çocuk felcinin tarihi ve aşının bulunması

Dünyalar silsilesi

Üniformitaryanizm veya Aktüalizm, James Hutton'ın 1795'te yazdığı Theory of the Earth, adlı kitabında önerdiği prensip.
Hutton güney İskoçya'da bir koyakta açığa çıkan bu kayaları günümüzdeki dünyadan önceki iki dünyanın ve böylece geleceğe doğru devam eden sonsuz değişim döngüsünün bir parçası olarak yorumladı.

Hepsinin ötesinde, dinamik dengedeki Dünya kavramının gerektirdiği süreçlerin tekrarlanan dizgisine dair kanıt buldu: "Günümüzdeki dünyamızın şimdilik en son parçasını teşkil ettiği, ama tam olarak sonuncusu olmadığı "dünyalar silsilesi". Bunun "ne başlangıcına dair bir iz, ne de bir son belirtisi" taşıyan bir sistem olduğu sonucuna vardı. Dünya'nın, doğal süreçlerin sonsuza değin değişmez yoğunlukta işlediği istikrarlı bir sistem olduğu kuramı daha sonra "üniformitaryanizm kuramı" adıyla bilindi.

Hutton'ın yaratıcı teorisinin çağdaşlarının kabul etmekte zorlandığı sonuçları vardı. En az sorunlu olanı uzun zaman süreçlerine kesin gözüyle bakmasıydı. Dünya coğrafyası kayıtlı insan tarihi boyunca (yani, klasik zamandan beri) belirgin derecede değişmemiş gözükmekteydi. Bu nedenle Hutton aşınma ve yükselme süreçlerinin sezilemeyecek kadar yavaş işlemesi gerektiği sonucuna varıyordu. Yerkürenin yaşının akıl almaz derecede uzun olabileceği o zamanlar eğitimli insanlar arasında, kendini dindar sayanlarca bile yaygın şekilde kabul ediliyordu.

Dünyalar silsilesini gördüğümüz için, doğada bir sistemin var olduğu sonucuna varabiliriz; tıpkı, gezegenlerin dönüşünü görerek, bu dönüşü devam ettirmeye yönelik bir sistem olduğu sonucuna vardığımız gibi.

James Hutton, Theory of the Earth (Yerküre Teorisi), 1795

Hutton ilkeleri

Ama Hutton haklı şekilde sonsuzlar boyunca işleyen ve eğer insan hayatı da aynı şekilde sonsuz değilse tüm anlamını kaybedecek Yaratıcı sistemi savunuyor görüldü. Bu nedenle kuramı Evren'in ve içindeki her şeyin yaratılmış konumuna, yerkürenin ve insan hayatının tarihi karakterine dair dini kavrayışla uyuşmuyordu. Daha dünyevi seviyede bile bazı kuramları kimyagerler tarafından mantıksız bulundu. Tıpkı sıcak eriyiklerden oluşmuş görünen (şimdi püskürük adı verilir) bazı kaya türleri haricinde, kayaların yeraltı sularından süzülerek değil de yoğun ısı altında birleşerek meydana geldiğine dair kuramı gibi.

İLGİLİ:  Yumurta alerjisi nedir? Belirtileri, aşısı ve diyeti

James Hutton'ın Theory of the Earth (Yerküre / Dünya Teorisi) adlı çalışması eğer ölümünden sonra daha genç Edinburgh'lı meslektaşı, matematikçi ve gökbilimci John Playfair tarafından desteklenmeseydi, benzer başlıklı 18. yüzyıl eserleri gibi uzun yıllar önce unutulmuş olabilirdi. Ama Playfair'in 1802 tarihli Illustrations of the Huttonian Theory of Earth (Hutton'ın Yerküre Teorisinin Çizimleri) kitabı tasarım ve insan hayatının önceliği vurgusunu azaltıp, sonsuz uzunluktaki zaman ölçütünü ve buna bağlı olarak erozyon ve yükselme gibi süreçlerin işleyişindeki yavaşlığı vurgulamasıyla Hutton'ın kuramının karakterini radikal biçimde değiştirdi. Vurgusunu yaptığı noktalar daha sonraki bilim insanlarının, özellikle Charles Lyell ve (onun aracılığıyla) Charles Darwin'in benimseyerek yeni açıklamalar için kullandığı Hutton ilkeleri olacaktı.

James Hutton'ın sözleri

  1. "Bir başlangıcın izleri yoktur, bir sonun olasılığı yoktur."
  2. "Dünyamızın geçmiş tarihi, şu anda görebildiğimiz gerçekleşen olaylarla açıklanmalıdır. Yerküre için doğal olmayan hiçbir güç kullanılmamalı, prensibini bildiğimiz eylemler dışında hiçbir eylem kabul edilmemeli."
  3. "İnsan bilim için yapılmıştır; etkilerden nedenlere ve nedenlerden etkilere mantık yürütür; ancak her zaman hatasız bir şekilde mantık yürütmez. Bu nedenle, mantıklı bir şekilde, özellikle belirgin olan görünüşlerden başlayarak, nasıl genelleştirdiğimize dikkat edilmelidir; belki de sadece kendi icadımız olabilecek yasalar doğaya atfetmemeye dikkat edin."
  4. "Dünya'ya en büyük değişimlerini getirdiği düşünülen şeyler uzun süredir devam eden küçük nedenlerdir."
  5. "Bu Dünya'nın küresi … sadece bir makine değil, aynı zamanda yenilenebilir bir güce sahip olduğu için organize bir bedendir."