Jül Sezar'ın hayatı: Cumhuriyetin küllerinden yeni imparatorluğa

augustus

Efsane hükümdar Jül Sezar (Julius Caesar) suikasti hakkında iki bölümlük bir yazımız olacak. Şimdi ilk bölümü okuyacaksınız. Gaius Julius Caesar MÖ 102 civarında soylu bir ailede, gens Julia'da doğdu. Soyadı olan "Caesar" (cognomen, üçüncü isim) "kıllı" anlamına geliyordu, bu da ilerleyen yıllarda saçsız kalacak biri için pek ironikti. Aile adı (nomen) Julius, kendi adıysa (prenomen) Gaius'tu.

Jül Sezar nasıl iktidara geldi?

Galyalı asi Vercingetorix, Sezar'ın karşısında yeniliyor / Jül Sezar suikasti
Galyalı asi Vercingetorix, Caesar'ın karşısında yenilince (MÖ 53) Roma'ya getirildi ve idam edilmeden önce sokaklarda gezdirildi

Öğrenciliği sırasında, Rodos Adası'nda hitabet öğrenmeye giderken Akdeniz korsanlarının eline düşmüştü. Adamlar hayatına karşılık 20 talent fidye isteyince kendisinin 50 talent isteyeceğini söyledi, ancak para ödendikten sonra geri dönerek hepsini çarmıha gererek cezalandıracağına yemin etti. Korsanlar onun şaka yaptığını sandı ama Sezar, fidyeyi ödeyip kurtarıldıktan sonra tehdidini gerçekleştirdi. Yalnız, bir merhamet göstergesi olarak önce gırtlaklarını kesti.

Diktatör Sulla'nın elinde ölmekten kıl payı kurtulduktan sonra bütün genç patrici'ler (soylu sınıf üyeleri) önemsiz görevler üstlenerek hiyerarşide yükseldi. MÖ 70'de guaestor (konsül yardımcısı) seçilerek Roma'nın İspanya eyaletine gönderildi. Gades'teyken (bugün Cadiz) Büyük İskender'in bir heykelini görüp onun 30 yaşındayken dünyayı fethetmiş olduğunu düşündü ve kendisi ise kayda değer hiçbir şey yapmamıştı.

Jül Sezar Roma'ya döndüğünde, itibarını artırmak için durup dinlenmeden çalıştı. MÖ 59'da Romalıların gözündeki itibarı o kadar artmıştı ki, Roma Cumhuriyeti'nin en yüksek makamı olan konsüllüğe seçildi. Güçlü Pompeius ve Crassus'la birlikte bir triumvirlik, yani üç kişi iktidarı kurdu. Sezar, Galya eyaletine prokonsül ya da genel vali olarak atanınca dev bir ordunun başına geçti. MÖ 58 ile 49 arasında Alpler'in ötesindeki uçsuz bucaksız toprakları fethetti.

Bu arada Crassus MÖ 53'te faciayla sonuçlanan bir sefer sırasında Yakındoğu'da Parthlar tarafından öldürülmüştü. Senato da Sezar'ın hırsından gittikçe daha çok endişeye kapılıyordu. Pompeius senatonun tarafını tuttu ve MÖ 49'da Sezar'a ordusunu bırakıp Roma'ya geri dönmesi emredildi. Sezar emre itaat etmeyip ordusunu Rubicon Irmağı'nın üstünden İtalya'ya soktu. Sezar'ın bu hareketini savaş ilanı kabul eden Roma Senatosu'yla başlayan iç savaş 3 yıl sürdü ve Sezar'ın zaferiyle sona erdi.

İLGİLİ:  Rönesans çağında sanat - İtalya'dan Kuzey Avrupa'ya

Ancak Pompeius ertesi yıl Mısır'da öldürülünce Jül Sezar'ın kayda değer bir düşmanı kalmadı. Roma'daki kutlamaların ve zafer alaylarının ardından kısa sürede diktatörlük yetkileri geldi. Lakin kuşkular başladı. Martın on beşinde yaşanan dramla sonuçlanacak gizli girişim için sahne hazırlanmıştı.

Sezar neden Rubicon'u geçti?

Jül Sezar suikasti
Julius Caesar, Rubicon nehrini 13. Lejyon ile geçti ve Roma İç Savaşı'nın başlamasına işaret eden meydan okumayı başlattı

Jül Sezar MÖ 10 Ocak 49'da Ariminom (bugün Rimini) kasabasının hemen kuzeyinde, Rubicon denen bir ırmağı geçti. Arkasından, Alpler'in ötesinde, bugünkü Fransa ile Kuzey İtalya'nın fethi sırasında oluşturduğu büyük ve yenilmez ordu vardı.

Roma devrinde bu ırmak Galya ve İtalya arasındaki sınırı belirliyordu. Sezar eğer askerleriyle ırmağı geçerse Roma'da iç savaş çıkacağını anlamıştı, çünkü bir komutanın ordusunu görevli olduğu eyaletin sınırlarının dışına çıkarması yasaktı. Ancak, eğer başkentten gelen emre uyup ordusunu dağıtır ve Roma'ya tek başına dönerse, baş düşmanı Pompeuis'la ve askeri zaferlerini kıskanan, artan gücünden korkan ve düşmanca duygular besleyen bir senatoyla karşı karşıya kalacaktı.

Sezar gladyatörlerin idmanını seyrederek geçirdiği bir günün ardından bir arabayı Rubicon'un kuzey kıyısına çekti ve güvendiği arkadaşlarına akıl danıştı. Efsaneye göre ne yapacağı konusunda tereddüt ederken bir hayalet gördü. Hayalet, askerlerin birinden bir trompet alıp savaş borusu çalarak yürüyüp ırmağı geçti. Gördüğü ilahi mesajdan esinlenen Sezar Latince "zarlar atıldı" diye bağırarak askerlerini ırmaktan geçirdi. Gün doğduğunda Ariminum'u ele geçirmiş ve işgal etmişti. Rubicom geçilmişti; artık geri dönüş yoktu.

İLGİLİ:  Aziz Bartolomeus Yortusu Kıyımı: Parisli Protestanların öldürülmesi

Roma'da cumhuriyet nasıl yıkıldı?

Sezar'ın MÖ 48'lerde Pharsalus savaşında Pompey'e karşı kazandığı zafer
Sezar'ın MÖ 48'lerde Pharsalus savaşında Pompey'e karşı kazandığı zafer

Hikayeye göre Roma MÖ 753'te efsanevi ikizler Romulus ve Romus tarafından kurulmuş ve ilk 250 yılı boyunca Etrüsk kralları tarafından yönetilmişti. MÖ 510'da ise son kral kovulup cumhuriyet kurulmuştu. Ülke her yıl seçilen iki yargıç ya da konsül tarafından yönetiliyordu. Mutlak iktidara karşı bir önlem olarak bunların birbirlerini kontrol etmeleri amaçlanmıştı. Konsüllerin çoğu senatonun varlıklı ve soylu 300 üyesi arasından seçiliyordu ve pek demokratik değildi; yine de Roma küçük bir kent devleti olduğu için sistem çok güzel işledi.

Roma'nın MÖ IV. yüzyıldan itibaren önce İtalya'da, sonra da dışarıda sürekli büyümesiyle sistem çökmeye başladı. Roma MÖ 250'de İtalya'nın büyük kısmına hakim olmuştu ve MÖ 146'da Kartaca'yı fethedip Akdeniz'deki en büyük güç haline geldi. Ancak MÖ 100 civarında cumhuriyet artık sonuna yaklaşıyordu. Senato katı ve muhafazakardı, zengin ile yoksul arasındaki uçurum büyüyordu ve topraksız işçiler gruplar halinde kente doluşurken, yeni yoksul bir kentli sınıfı oluşuyordu. Gracchus kardeşler gibi demokratik reformcular öldürülmüştü.

Jül Sezar, Marius (MÖ 155-86), Sulla (MÖ-138-78) Pompeuis (MÖ106-48) ve Crassus'un (MÖ 115-53) ardından Cumhuriyet'e öldürücü darbeler indiren bir dizi iktidar düşkünü adamın sonuncusuydu. Sezar suikasta uğradığı zaman cumhuriyet zaten bitmiş olmasına rağmen katilleri eylemi cumhuriyet adına haklı göstermeye çalıştılar.

Sezar'ın yerine kim geldi?

Brutus ve Cassius / Jül Sezar'ı öldürdükten sonra Brutus ve diğer komplocular.
Julius Caesar suikasti sonrasında Brutus ve diğer komplocular.

Marcus Antonius Roma halkını suikastçılara karşı kışkırtınca Brutus ile Cassius Roma'yı onun yönetimine bırakıp kenti terk etmek zorunda kaldılar. Antonius MÖ 43'te eski konsül Lepidus ve Sezar'ın yeğeni, evlatlığı ve varisi Octavianus'a bir triumvirlik kurdu.

Triumvirliğin ilk hedefi Sezar'ın ölümünün intikamını almaktı. Birkaç bin Romalının idamını emrettikten sonra Brutus ve Cassius'a yöneldiler. Onlar da bu arada güç birliği yapmış ve Cumhuriyet'le savaşmak için bir ordu toplamışlardı. MÖ 42'de Makedonya'daki Filip Çarpışması'nda Marcus Antonius'a yenilince ikisi de intihar ettiler.

İLGİLİ:  Tarihteki en ünlü hırsızlar

Çok geçmeden triumvirlik de dağıldı. Diğer ikisinden daha az hırslı olan Lepidus bir yana itildi ve Marcus Antonius ile Octavianus arasında bir iç savaş çıktı. Antonius sonunda MÖ 31'deki Aktium Savaşı'nda yenildi ve ertesi yıl kendini öldürdü.

Octavianus ise "Augustus Caesar" adını alarak MS 14'teki ölümüne dek mutlak askeri ve dini iktidarı elinde tuttu. Aslında ilk Roma imparatoru Jül Sezar değil, Augustus'tu ve onun kurduğu imparatorluk 400 yıldan fazla sürdü. Sonuç olarak Jül Sezar suikasti Roma'nın dönüşümünü baştan sona hızlandırmıştı.

Takvimi yenileyen hükümdar

Başlangıçta roma takviminde bir yıl 355 gün ediyordu, ancak MÖ 45'te Jül Sezar bu konuda bir reform yaparak, 365 günlük daha doğru Mısır takvimini kabul etti. Bu yeni düzende, her yıl artan 6 saat, her dört yılda bir şubat ayına bir gün eklenerek çözülüyordu. Yeni sisteme geçebilmek için MÖ 46 yılı 445 güne uzatıldı. Jülyen Takvimi diye bilinen bu yeni takvim, bugün de bütün dünyada kullanılmaya devam etmektedir.

Roma yılı mart ayında başlıyordu ve Jül Sezar Quintilus denen beşinci ayın kendisinin onuruna "Julius" olarak adlandırılmasını istedi. Ondan sonra gelen Augustus da altıncı aya (August) kendi adını verdi. Julius daha sonra "July" olarak yedinci ay oldu.

Günler her ayın üç ana gününe göre numaralandırıldı. Yeni ay (calends) her zaman ayın biri olurdu, ama nones ve ides ayın uzunluğuna göre yer değiştirirdi. Mart gibi 31 gün çeken aylarda nones yedisi ve ides on beşi; kısa aylarda ise beşi ve on üçü kabul edilirdi. Sezar'ın öldürüldüğü günü konu alan yazımızın 2. bölümünü buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.